29 Kasım 2010 Pazartesi

SİYAH MI BEYAZ MI?

Bir şey ya vardır ya yoktur.

Herşey aslında bu kadar basittir.

Ya var, ya yok.

Yani aslında ya siyah, ya beyaz.

Hani insanlara sorarlar ya “ kendinizde en beğendiğiniz yönünüz nedir” diye. Benim bu soruya verecek birçok cevabım var ama, en çok vermek istediğim cevap, kararlı ve net oluşumdur. Bununla birlikte, kararsız ve net olmayan, belirsiz olan herşey, herkes, her durum beni rahatsız eden en büyük varlıklardır. Bir durum varsa, bir istek varsa, biraz düşünülür, karar verilir ve uygulanır. Bu kadar basit. Gereksiz, boş yere uzayan her süreç, vakit kaybından başka bir şey değildir.

Kararlıyım, her konuda. Belki de kendimi iyi tanıdığım için. Ama en önemlisi bence, ne istediğimi ve ne istemediğimi iyi bildiğim için. Evet ben boş durmadım, 30 senelik hayatım boyunca bir zahmet ne istediğimi, ne istemediğimi belirledim.

Ne istediğim belli
Ne istemediğim belli
Öyleyse sorun ne?
Hiçbirşey
Doğrularımla, yanlışlarımla, zamanın getirdiğine göre yaşıyorum, anlık gereken kararlarımı veriyorum ve ilerliyorum.

Güzel...
Benim için bir sorun yok.
Peki insanlar neden kararsız?
Neden hep gri renklerde dolaşıyorlar?
Neden bu grilikler yüzünden hep söyleniyorlar?
Farkındalar mı acaba, kendi kararsızlıkları, belirsizlikleri, dengesizlikleri, beceriksizlikleri yüzünden başkalarının hayatı etkileniyor?
Şikayet topu gibi yuvarlandıklarının farkında değiller mi?

Hastalıksa eğer bu, başlarım hastalığınıza demek istiyorum, gidin tedavi olun ondan sonra sokaklarda dolaşın!

Bu kadar rahatsız oluyorum gerçekten. Gün geçtikçe büyüyen bir hastalık sanki, mutsuzluk hastalığı gibi kararsızlık hastalığı.
Korku mu?
Bilmezlik mi?
Cehalet mi?
Kendini hala bir çizgiye oturtamamış olmak mı?
Renk körlüğü mü yoksa?

Sevgili güzel insanlar,
Severim sizi bilirsiniz, gayet hümanist bir insanım
Ama sabrımı taşırmayın
Ne istediğinizi bilin
Ne istemediğinizi de bilin
Çalışmak istiyorsanız çalışın, istemiyorsanız çalışmayın
Evlenmek istiyorsanız evlenin, istemiyorsanız evlenmeyin ona göre yolunuzu çizin
Yemek yemek istiyorsanız yiyin, istemiyorsanız yemeyin
Kilo vermek istiyorsanız oturun diyet yapın kilo verin, memnunsanız yemeye devam edin
Şikayet edip durmayın, söylenip durmayın kararsızlıklarınız belirsiz istekleriniz yüzünden
Yazık günah, size de yazık, etrafınızdakilere daha da yazık
Koskoca insanlarsınız. Ya şundadır ya bundadır der gibi, bir kararsızlık yüzünden sayfalar dolusu yazılar yazıp çizeceğinize, saatlerce telefonda konuşup çevrenizdekilerin kafasını şişireceğinize, oturup yarım saat belki de adam akıllı sakin kafayla düşünseniz gerçekten, değerlendirseniz kendinizi, bilseniz ne istediğinizi, o zaman çizeceksiniz yolunuzu. Ha yoldan çekilmesi gerekenler varsa, bir zahmet cesaretinizi toplayıp onları da çıkartacaksınız yolunuzdan.

Yeter ki karar verin.

Yoğurdun ne renk olduğuna karar vermeniz gerekiyorsa, günlerce bunun üzerine vıdı vıdı yapacağınıza, söylenip söylenip kafa şişireceğinize, oturup düşünün karar verin, gerekirse “siyah” deyin. Yeter ki kararlı olun ve kararınızın arkasında durun.

Süründürmeyin kararsızlığınızda, belirsizliğinizde kendinizi de sevdiklerinizi de sevmediklerinizi de...


2 yorum:

deepblueeagle dedi ki...

ah springoss.

gelişimini tamamlamış bir insan olman ne mutluluk verici. bunda yaşadıklarının payı var biliyorsun. ayaklarının yere sağlam basmasında.

net olmak kararlı olmak. seni ne çok ıvır zıvırdan kurtarıyor.

ama insanların çoğu ortadadır. fludur. gridir. ne istediğini bilmez. doğru. nasıl isteyeceğini de bilmez. öğrenme fırsatı olmamıştır belki. öğretmemişlerdir. ya da doğruyu görmek istemezler. kaçar. ve ortada dolaşır.

senin gibi olmak çok güzel.
ama evet insancılız.
kızamayız. küçümseyemeyiz.
ne uydurma, yapıştırma şeylerle uğraşıyoruz di mi bazen.

insan olmak ne zor.
:)

springoss dedi ki...

ah deep, insan olmak çoook zor, hayat zor...ama çabalamak gerekiyor. gelişimini tamamlamak diye birşey de yok zaten, ölene kadar gelişmeye devam, insan olma çabasına devam, hayatı kolaylaştırma, hiçliğe ulaşma çabalarına devam...çoğu insanın gelişmekten anladığı daha çok daha çok sahip olmak belki bu yüzden kararsızlıklar içinde boğulmak, ama halbuki gelişmenin özü hiçliğe ulaşmak...varlık hiçlikle başlıyor malum, anladın sen ;)