7 Kasım 2010 Pazar

GECELER

Atalarımız demiş ki, gündüzün şerri gecenin hayrından iyidir.

Her söyledikleri sözde haklılık payı çok yüksek olan sevgili atalarımız bu konuda da bir bildikleri varmış ki bu lafı etmiş olsa gerek.

Kapkara bir örtü kaplıyor gökyüzünü gece vakti, hiç aydınlıkla bir olur mu karanlık?

Kendimi bildim bileli, karanlık korkum var, yenmek için uğraşmadığım bir korku bu. Uğraşmıyorum evet, çünkü korkmalı insan karanlıktan, normal olanı bu bana göre. Herşeyi gizleyen, örten karanlık...kimbilir ne sırlarla dolu da, içini açıp bakamıyoruz, öyle karanlık ki, bakmak istesek de göremiyoruz...

Öyle tuhaf bir gücü var ki bu karanlıkların, gökyüzünü örtüp gündüzün aydınlığını gönderip milyarlarca insanı uykuya gönderiyor. Kilitliyor adeta hepimizi. Kilitlenmeyenler ne yapıyor peki?

Kronik hastalığı olanların en şiddetli atakları, sancıları, sızıları en çok geceleri depreşir hep. Karanlığın gökyüzüne çökmesi yetmezmiş gibi, bütün vücuduna çöküverir insanın, üstelik zaten hastalıktan canı yanmış, takati kesilmişken bünyenin. Biraz uyuyup dinleneyim, günün yorgunluğunu atıp, ertesi güne zinde uyanayım diye yattığı yatağından, ağrıları, sancıları kaldırır zorla. Saatlerce dua eder, yeni gelen gün aydınlığıyla birlikte sancı çeken bünyeye de bir parça aydınlık getirsin diye.

Örneğin, benim 8 yaşımdan beri eksik olmayan sevgili aftlarım, beni en çok geceleri ziyaret ediyor. Sorunsuz geçirdiğim bir günün ardından, yatağıma yatıp uyuyup dinlendiğimi sandığım bir gecenin sabahında, bir bakıyorum ki 6 tane güzelim aft beni ziyarete gelmiş, en kocaman haliyle. Hani şu ağzında 1 tane çıktığında çoğu insanın günlerce sızladığı, ağladığı, ortalığı birbirine kattığı aftlardan. Gündüzün verdiği enerjiyle, telaşesiyle, koşturmacasıyla, biraz da mecburiyetlerin yarattığı hırsla, o yaraların verdiği acıyı düşünmeden, en azından geri plana atmayı becerip, akşam ediyorum bir şekilde. Amma ve lakin gece vakti gelip odama kapandığımda, işte o zaman yüzleşiyorum onlarla. Bu böyle sürüp gidiyor her ziyaretlerinde...

Bu küçük bir örnek tabiki. Yakınında daha büyük hastalıklarla uğraşanlar bilir, gecelerin ne kadar zor, ne kadar ağır olduğunu o insanlar için.

Sadece hastalık mı?

Bütün çaresizlikleriyle, hüzünleriyle, üzüntüleriyle, acılarıyla, yaralarıyla, ümitsizliğiyle yüzleşir insan, kalbine çöken karanlığın kasvetiyle.

Çaresiz bir aşık en çok ne zaman ağlar, ne zaman en çok yanar içi?

Kafasını yastığa dayadığı anda başlar içindeki acı şiddetlenmeye. Ne kadar yorgun olursa olsun, girmez o gözüne uyku bir türlü.

Kiminin içi acır çekip giden sevdiceğe
Kiminin içi acır ağlatan, üzen, anlamayan sevdiceğe
Kiminin içi acır belki de bırakmak zorunda olduğu sevdiceğe
Kiminin içi acır yıllardır yüreğinden atamadığı, ama karşılık bulamadığı sevdiceğe
Bir güzel sözün yıllarca hayalini kurup, elinde kalan hayal kırıklıklarına
Kiminin içi acır akıp giden yıllara, boş hayallere, yorgun bedenine, ruhuna
Ne sebepten acıyorsa acısın, geçmez o acı, iki göğsünün ortasına yapışır kalır adeta. Ne gözüne uyku girer yorgun bedenin, ne de yaşı diner yorgun gözlerin.

Velhasıl ağırdır geceler, zordur. Adına şarkılar söylenir türlü türlü. Zaten öyle ağırdır ki, ne kağıda dökülen kelimeler, ne ağızdan çıkan sözlerle anlatamaz insan. Şarkılar hissettirebilir bu ağırlığı ancak, gece vakti dilimize takılan umarsız şarkılar...

Doğan Canku'nun en sevdiğim şarkısıdır Gecelerim. Bir yandan bu şarkıyı dinlerken, bir yanda sözlerini de paylaşarak bu geceye nokta koyuyorum, derin, huzurlu uykumla buluşmak üzere...


  
Güneşin alevden saçları
Aşınca karşıki tepeden
Gölgeler sarar yamaçları
Ürkerim gelecek geceden

Bütün dertler beni bekler
Yatağımın başucunda
Esir kalır hep dilekler
Kaderimin avucunda

Teselli etmiyor gönlümü
Ne yıldız ne de ay bu gece
Beklerim hasretle günümü
Yalvarıp göklere her gece  

20 yorum:

crazywomenrosemary dedi ki...

Duygu yüklü yazın, yine ince ruhların tellerine vuruyor,sesin tını süzülüyor taaa buralara,parça seçiminde cabası..harikasın..:))

springoss dedi ki...

crazywomenrosemary, sevindim bu tınıların taa oralara olaşabildiğine...ne mutlu bize...teşekkür ederim, saolasın, varoların ;)

deepblueeagle dedi ki...

bak şimdi kıskandırdın beni. :)
ne güzel şey seni okumak :)

springoss dedi ki...

teşekkür ederim deepblueeagle;) yazalım güzelleşelim :)

ilknur dedi ki...

baharcıgım gene kendini ve duygularını çok net ifade etmişsin :) seçtigin şarkı benimde çok sevdigim bir şarkıdır senden hediye gelmiş gibi dinledim sevgiler :)

springoss dedi ki...

teşekkür ederim ilknurcuğum, güle güle dinleyelim şarkımızı :)

deepblueeagle dedi ki...

mimlendin bakalım, blogumda, unutma, yaparsın bir ara :)

springoss dedi ki...

eyvah ben demi mimlendim! ilk fırsatta yapacağım :))

Yener Timur dedi ki...

Bu güzel paylaşımına bir tutam Gecelere dair yorumda ben bırakmak isterim;

Gece ile Hüzün ayrı ayrı noktalarda da olsa, aynı düşün hayali ile güne karıştılar. Karanlık çökmeye başlayınca, sessizce buluşuyorlardı. Gizli bir öyküydü yaşadıkları. Gece ile Hüzün’ün öyküsü.
Kısa süre sonra aşkları dillere destan oldu. Aşıklar onların aşkına duydukları saygıdan dolayı, geceleri daha yoğun yaşamaya başladılar. Geceleri daha çok sevdiler, ağladılar, hatta acılarına acı eklediler. Artık gece daha hüzünlü geliyordu aşk acısı onlara. Fakat bu gerçekler yavaş yavaş ikisini de üzmeye başladı. Ama birbirlerini o kadar çok seviyorlardı ki, ayrılmak istemiyorlardı.

MODA GEZGİNİ dedi ki...

çok güzel anlamlı yazın bikere okumayla olmuyor.geceler uzun ve sessiz..hasretle beklenen kim acaba:)bloğun hoşuma gitti ellerine sağlık:)

springoss dedi ki...

@Yener Timur, hoşgeldiniz bloguma, ne iyi ettiniz de geldiniz hem de böyle güzel bir yorumla, elinize sağlık

@moda gezgini, çok teşekkür ederim çok sevindim blogumu beğenmene, umarım vakitsizlik hastalığından fırsat bulup daha çok yazabilirim de daha çok görüşürüz;)

Yener Timur dedi ki...

hosbulduk yazılarınıza yorum bırakmamak mümkün değil.. bloguma beklıyorum... yeni yazılarınında devamını...

deepblueeagle dedi ki...

blogumda bir mim'in vaaaar :)

holywitch dedi ki...

ben de mimledim seni bayay :)

crazywomenrosemary dedi ki...

UĞRADIM HENÜZ DÖNMEMİŞSİN..:))

Lütfi MUTLUER dedi ki...

Bu linkte mimlendiniz :)

http://www.anindayorum.com/2010/11/derin-bir-mim.html

ilknur dedi ki...

baharcıgım blogumda seni mimledim :) öperim

umituymaq dedi ki...

duygu yüklü yazılardan etkilendiğim görülmemiştir ama aft için sağlam bir ilacım var :)

her gece yatmadan önce - dişini fırçaladıktan sonra - 5-6 adet KİŞNİŞ TOHUMU çiğnersen aft'a karşı çok iyi geliyor, hatta çok azdığı dönemlerde yemeklerden önce bile yapabilirsin,

daha önceki alternatiflerim,

karbonatlı su ile gargara, üzerine tuz basmak, diş ile ısırıp koparmak,pyralvex kullanmak, tı ama hepsini bıraktım :)

kafa yapmıyorum heee, çok ciddiyim mutlaka uygula

springoss dedi ki...

@deepblueeagle, @holywitch, @ilknur, @Lütfi MUTLUER, hepinize teşekkür ederim mimler için. Döndüm ve elimden geldiğince yapmaya çalıştım mimi :)

@crazywomenrosemary, döndüm ve dönerdönmez mimledim seni, hadi bakalım kolay gelsin :)

@umituymaq, aft için şu yeryüzünde denemediğim alternatif, kocakarı ilacı kalmadı, doktorlarım birsürü ilaç içeren karışımlar bile yaptılar ama nafile. sonunda zaten behçet hastalığı yüzünden bu kadar yoğun aft çıktığı teşhis edildi. tek çözümü, kortizon kullanmak, kortizon kullanıldığı sürece aft çıkmıyor, bıraktığın anda aftlar gene pörtlüyor :) Kortizon gibi riskli bir ilacı sürekli kullanamayacağımıza göre, ister 5 tane ister 10 tane çıksın, onlarla birlikte yaşamaya alışıyoruz mecburen..Sana da çok geçmiş olsun...Çeken bilir derler ya, aynen öyle...ömür törpüsü bu aftlar ömür, tekrar geçmiş olsun :)

deepblueeagle dedi ki...

ödülüsün var bende :)