25 Ocak 2012 Çarşamba

Polonya-2

Çok çalışıyorum. Öyle böyle değil hem de. İşkolik oldum çıktım adeta. Ama çok da memnunum. Şimdilik öyle en azından. Velhasıl bu işten güçtendir ki, güzelim sayfamı terk-i diyar eyliyorum. Fakat bir yandan da aklım hep Polonya'da.  Hazır aklım Polonya'dayken gecenin bir vakti şimdi, güzel bir akşam yemeğinden dönmüş ve hafif çakırkeyfken, iki satır Polonya yazı-çizilerime devam edeyim diye düşündüm, haydi bakalım hayırlısı.

Ne demiştik, güzel bir akşam yemeğinden döndüm şu anda keyfim yerinde. Güzel insanlarla birlikte olunca, iş amaçlı da olsa güzel geçiyor vakit. Her ne ise konumuz benim iş yemeklerim değil tabi ki. Ama hazır konu yemekten açılmışken Polonya'da ne yeyip ne içtiğime biraz da değinmek istiyorum.

Ben daha önceleri kendim bizzat Polonya hakkında araştırma yaparken, kendilerine özgü hiçbir yemekleri olmadığı kanısına varmıştım internetten şurdan burdan edindiğim bilgilere dayanarak. Fakat gidip görünce anladım ki, bizim burnu büyükler halt etmişler. Tabi ki dünyanın hiçbir yerindeki mutfağı, türk mutfağıyla kıyaslamak doğru olmaz, gerçekten eşi benzeri olmayan bir mutfağımız ve zengin yemek çeşitlerimiz var. Doğal olarak Polonya mutfağı da bu zenginlikle kıyaslanamaz. Ama onların da kendine has bir kültürü ve bu kültürün getiri birtakım özel yemekler var.



Yan tarafta görmüş olduğunuz çorba, "ekşi çorba" diye geçiyor(sour soup). Aslında geleneksel Polonya çorbası bu. Bizim bildiğimiz buğdayın, işlenmeden de önceki halini uzun bir süre suda bekleterek fermente ediyorlar önce. Sonra da çorba haline getirip böyle yumurtalı ekmekli filan yiyorlar. Özellikle kahvaltı ve öğle yemeklerinde yenmesi çok makbul. Benim damak tadıma uygun değil kendisi, fakat birçok insan bayılarak yiyor.



Pancar Suyuna Dumpling Çorbası
Bizdeki mantıya benzer "Dumpling"(ya da orjinal ismi ile pierogi) denen hamurlar çok meşhur Polonya'da. Birçok evde her hafta yapılıyor hemen hemen. Ama bizdeki gibi işi hazıra dökmemişler tabiki. Hala hatunlar güzel güzel hamur yoğurup, elleriyle açıyorlar. Bizim mantı kadar ince açılmıyor tabi orası ayrı. Bu dumplingler, peynirli, kıymalı, mantarlı ve lahanalı yapılabiliyor Büyük büyük yapılan peynirli ve mantarlı çeşiti genelde haşlanıp tereyağı ve soğanla kavrularak servis ediliyor. Kıyma ile yapılan daha küçük olanlarından ise genelde çorba yapıyorlar. İki türlüsü de benim için çok lezzetli.


Daha başka türlü geleneksel çorbaları da mevcut. Hepsinden bahsetmeyeceğim. Ama en önemli çorbadan bahsetmezsem olmaz. Özellikle Noel arefesinde yenen özel akşam yemeğinde  bu çorbanın patates eşliğinde masada yer alması gerekiyor. Bu çorba kurutulmuş yabani mantardan yapılıyor. Görüntüsü aynı resimdeki gibi kahverengi. Tadı ise ekşi. Ama ben sevdim. Değişik, hoş bir şey ve hafif. Patatesle birlikte yenmesi özellikle tavsiye olunur.



Çorbalar bir kenara dursun, lahana ve patates Polonya mutfağının baştacı sebzeler. Hatta pek bunlardan başka bir sebze kültürleri yok denebilir aslında. Etin çok önemli bir yeri var tabi ayrıca. Etçil bir insan olmadığım için bu kısmı beni ilgilendirmiyor ve direk atlıyorum.

Gelelim tatlılara. Tatlı olarak çeşitli kekler mevcut. Elmalı tartar ve kurabiyeler de bol miktarda bulunabilir. en geleneksel keklere örnek olarak ise "Sernik" ten bahsetmezsek olmaz. Aslında sernik, bildiğimiz cheese-cake, fakat daha bir farklı versiyonu. İçinde genelde elma da oluyor ve daha bir ekşimsi tadı oluyor. Ben çok seviyorum orası ayrı mevzu. 10 dilimi bir anda yiyebilirim, banamısın demez.
Son olarak "Pierniki" den de bahsedip yemek mevzuuna nokta koymak istiyorum, zira bunun sonu yok, hele ki benim gibi bir pisboğaz sözkonusu olunca. Neyse, Pierniki, aslında Polonya'nın Torun şehrinden geliyor. En ünlü üretici de Torun'da bulunuyor. www.kopernik.pl adresinden detaylı bilgi edinilebilir, Polonya'ya gidildiğinde eşe dosya hediyelik bu kurabiyelerden getirilebilir. Evlerde bu kurabiyelerin, kek versiyonu da yapılıyor. Pierniki'nin genel olarak özelliği, içinde değişik birçok  baharat bulunması. Karanfil ve zencefil bunların başlıcası. Bu sebepten çok değişik ve mayhoş bir tadı var. Mutlaka denenmesi gerekiyor.

Velhasıl, Polonya'nın kendine has bir yemek kültürü var. Çok yemeğe düşkün değiller, ama hala kendi kültürlerinin olması çok güzel. Avrupa'nın birçok yerine gittiğimde, klasik İtalyan yemeğinden ya da standart yemeklerden başka özel kültürel bir şey servis edildiğini görmedim. O yüzden bu çeşitlilikleri görünce çok hoşuma gitti.

Gece vakti bu kadar yemek muhabbeti yeter sanırım. Çatlamak üzereyim adeta. O kadar yemek yedim, hala doymamış gibi geldim bir de yemekleri anlatıım. Neyse güzel oldu, tatlı niyetine. Umarım sizin de hoşunuza gider, değişik değişik iştahınızı açar belki. Haydin kalın sağlıcakla...

8 Ocak 2012 Pazar

Polonya

Garip bir ülke Polonya. Gizemli bir havası var sanki. Biraz da karamsar. Belki de topraklarının üzerinde yaşanan onca acının karanlığı hala dolaşıyor ülkenin üzerinde. Daha önce hiç gitmişliğim, ilgi duymuşluğum  olmamasına rağmen, bu ülkeden birini tanıyıp sevince ister istemez biraz daha yakın ilgiyle incelemeye başladım. Şimdiye kadar edindiğim izlenimlerin ufak bir özetini de burada paylaşmaya çalışacağım. Öyle tarihi, resmi bilgiler benden çıkmaz. Ayrıca onlar zaten her yerde mevcut. Polonya yazınca gugıla, bir milyon tane bilgi çıkıyor zaten. Ben elimden geldiğince kendi gördüklerimi, ettiklerimi, yediklerimi, içtiklerimi, düşündüklerimi anlatmaya çalışıcam.

40 milyona yakın nüfusuyla küçük denemeyecek, gayet büyük bir ülke Polonya. Nüfus ülke topraklarına tamamen yayılmış durumda. Yani nüfusun 5'te biri, tek bir büyük şehirde toplanıp geri kalanı da başının çaresine bakmaya çalışıyor durumu yok. En büyük şehir olan Varşova'nın nüfusu 2 milyon bile değil mesela. Ha ama bu arada başının çaresine bakmaya çalışmak demişken, aslında ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu başının çaresine bakmaya çalışıyor gerçekten. Çünkü zengin bir ülke değil burası. Yine de bir şekilde Avrupa Birliği üyesi olmuş. Gerçi son zamanlarda AB üyelerinin battığını hesaba katarsak AB üyesi olmak onların lehine mi oldu aleyhine mi bilemiyorum.

Başkenti Varşova olup en büyük şehir de burası(nüfus yaklaşık 1.8 milyon). Bunun yanısıra, Krakow, Łódź, Wrocław, Poznań da diğer büyük şehirleri. Bunların haricinde çok sayıda şehir mevcut tabiki. Ayrıca gezip gördüğüm yerlerini de bilahare ilerleyen yazılarda paylaşacağım. Herşeyi tek bir seferde yazmaya çalışırsam işin içinden çıkamam zannedersem :) 

Bu arada ülkede konuşulan dil, bizzat kendi dilleri olan Lehçe(Polski). Baştan söyliyim, aşırı zor bir dil. Çok zordan filan öte. Ciddi ciddi aşırı zor bir dil. Yabancı dile karşı yatkınlığı olan bir insan olarak söylüyorum bunu. Birçok kelimenin okunuşu da tahmin ettiğimizden farklı oluyor buna bağlı olarak. Mesela "Łódź" büyük şehirlerden biri yukarıda da bahsettiğim gibi. Olur da Polonya'ya yolunuz düşer ve bu şehre giderken  birilerine soru soracak olursanız, bu şehrin adı lehçede "Vuc" diye okunuyor bunu bilesiniz. Eğer hataya düşüp "Lodz" demeye kalkarsanız tuhaf tuhaf yüzünüze bakarlar sanırım.

Para birimi  Polish Złoty(PLN). 1 euro, 4.50 złoty gibi bir şeye karşılık geliyor bu sıralar. Avrupa'daki diğer ülkelerin pahalılığının aksine, Polonya'da hayat nispeten ucuz(ev fiyatları hariç). Dışarıda yemek yemekten tutun, oteldir, aktivitedir, içkidir, konserdir, alışveriştir, her şey çok daha ucuz. Hatta birçok şey Türkiye'den de daha ucuz. Örneğin Fransa'ya, İtalya'ya gidip, bir öğün yemeğe en az 30-40 euro gibi bir fiyat öderken, burada ortalama bir yerde bu fiyat 30-40 złoty gibi çok cüzzi bir fiyat olabiliyor. Ha çok lüks bir yere giderseniz belki kişi başı 100 złoty ödersiniz ama o da şu anki kurlarla zaten 20 euro civarında bir fiyata denk geliyor. Velhasıl hayat burada gayet ucuz, para konusunu dert etmeyin.

Kabaca Polonya'dan bugünkük genel olarak aktaracaklarım bunlar. Gezip görülecek yerler, yiyecek-içecekler konuları için arkası yarın diyerek bugünlük burada noktalıyorum. Haydin kalın sağlıcakla...


4 Ocak 2012 Çarşamba

Az Gittik Uz Gittik Bir Yılı Devirdik

Koskoca bir yıl daha nasıl başladı, hangi arada geçti, hangi arada bitti ve bir diğeri başladı anlamadım.

Benim için tam anlamıyla az gittik uz gittik dere tepe düz gittik yılı oldu 2011. Ordan oraya dolandım durdum. Kaç ülkeye, kaç şehire gittim bilmiyorum. Keşke her bir yere gittiğimde, şuraya yazacak vaktim olsaydı. 

Belki de bu yüzdendir bir gün bütün yoğunluklardan kurtulduğum zaman bir köşeye çekilip, gezip gördüklerimi, biriktirdiklerimi, deneyimlediklerimi, heyecanlarımı, streslerimi, üzüntülerimi, sevinçlerimi, şaşkınlıklarımı, tüm hissettikklerim ve düşündüklerimi topluca yazmak isteyişim. Bari buna fırsat bulurum bir gün inşallah.

2012'yi Polonya'da karşıladım. Polonya'nın güneydoğusunda şirin ve kendi halinde küçücük bir şehirde. Hem çok huzurlu, hem de çok keyifli oldu. Tabi fırsat bu fırsat bir sürü şehrini daha gezdim ülkenin.


Garip bir ülke burası. Her yeri tarih kokuyor, bir yandan da sanki savaştan yeni çıkmış gibi.

Daha detaylı olarak anlatıcam gördüklerimi. Bu sefer söz. Hele bi kendime geleyim, yeni yıla alışayım önce.

Mutlu bir yıl diliyorum herkese..