21 Ağustos 2011 Pazar

30 Yaş

Aslında epey oldu 30 yaşımı dolduralı, yani epey derken 3-4 ay arası birşey sadece:) Ama daha yeni yeni sindiriyorum, yeni yeni farkına varıyorum sanırım. Hoş öyle bişey de olmuyor zaten 30 yaşını doldurunca ama malum vardır ya hani öyle bir limit. Daha doğrusu varmış, ben yeni öğrendim, etrafımdaki harala gürele telaş içindeki insanları seyre dalmışken.

Meğer insanların 30 yaşına gelene kadar tamamlamış olmayı planladıkları hedefleri varmış, hatta hedefler listesi. İş hayatında hedefleri, planları anlıyorum ama, insan kendi hayatını nasıl sayısal hesap yapar gibi günü gününe planlayabilir ki? O planlar ters teperse nasıl bir hayal kırıklığı olur, nasıl üstesinden gelinir kırık parçaların?

Birkaç ay önce bir arkadaşımla yurtdışı seyahatinden dönüşünün ertesinde görüştük ve derin bir oh çekti. "Hele şükür 30'uma gelmeden yapmam gereken herşeyi yaptım" dedi. Yapması gereken bu şeylerin ne olduğunu sordum: "Evlenmek, çocuk doğurmak, yurt dışı gezisi yapmak" dedi. "Peki mutlu musun?" diye sordum. "Hayır" dedi.



Belki de kendini 30 yaş limitine öyle bir şartlamıştı ki, karşısına çıkan ilk adamla evlendi. 5 yıl sonrasında oturup baktığında ise elde sadece pişmanlık, doyuma ulaşmamış yüzlerce duygu, keşfedilmemiş yüzlerce deneyim kaldı. Aklı dışarda, ruhu dışarda, tadılmamış deneyimlerin merakı zihinlerde. Tabi bu kadar tilki insanın zihnini kurcalarken mutlu olmak ne mümkün.

Yaşımız, hedeflerimiz, hayal kırıklıklarımız, limitlerimiz, olmazsa olmazlarımız, bir an önce olsun telaşımız....hepsi egomuzun oyunu...ah bir barışabilsek onunla.

30 yaşında olsak ne olacak, 40 yaşında olsak ne olacak? Tek fark bedenimizin biraz daha yıpranmış olması. Peki ya ruhumuz? Aslında bu kadar mutsuzlukların temel sebebi, yavaş yavaş hepimizin ruhlarını unutmuş olması. Hatta tabir-i caizse, birer ruhsuzlar ordusu haline gelmemiz. Herşeyin yalnızca görev ve gereklilik çerçevesinde yapılması gerektiğini düşünen bir beden ve unutulan bir ruh.

Hepimiz taşıdığımız bedenlerde ruhumuzun deneyimlemesi gereken sınavları yerine getirmesi için yaşıyoruz aslında. Kimisinin deneyimi annelik, kiminin babalık, kimisinin hastalıklı ilişkiler, kimisinin parasızlık, kimisinin hastalık....ve eğer bir deneyimi ruhumuza bu bedende yaşatmamız gerekiyorsa ister 30 yaş olsun ister 20 yaş ister 40 yaş farketmez, illaki o deneyim yaşanır.

Bu yüzdendir ki en güzeli, kendimizi biraz olsun hayatın akışına bırakabilmek. Azıcık hırslardan arınıp, limitleri bir kenaya koyup şu anda yaşadığımız anı daha güzel yaşamanın derdinde olmak, dış dünyanın sesi yerine ruhumuzun sesini dinlemek, biraz olsun teslim olmak, bedenimizin kaç yaşında olduğunun bir önemi yok. Olması gerekenler yolunu bulup bir şekilde oluyor zaten...


3 yorum:

crazywomanrosemary dedi ki...

Aman şunun şurası 3 10 luk ne var yani büyütecek..Asıl şimdi tatlı yaşam dediğin gibi özümseyerek yaşayış bu yaşlarda güzel oluyor.Öğrencilik yılları koştur koştur..gereksiz bir sürü abartı kaygı konusu..Bu ne yaaa! BİR DAHA 30 YAŞINDA OLMUYOR Kİ İNSAN BİR KERE OLUYOR ! En güzel dilimlerini kap yaşamın..öyle böyle ucundan değil yüreğinden kavra..Bir daha asla 30 yaşında olamayacaksın..hi hiii ;) (SANKİ DİĞER YAŞLAR İKİ KEZ OLUYOR DA ;) )

lacrymosa dedi ki...

çok güzel yazmışsın, ben ne zaman arkadaşlarıma (ki çoğu benim gibi 25 civarı yaştalar)"bedenimizin kaç yaşında olduğunun bir önemi yok. Olması gerekenler yolunu bulup bir şekilde oluyor zaten..." tarzı cümleler kursam bana, "30undan sonra evleniceksin çocuk doğuracaksın, çocuk 5 yaşına gelince sana babaanne der" diye söylenip duruyorlar. halbuki ben evliliktir çocuktur gezmedir tozmadır planlamadan yaşamak istiyorum,insanların bunu anlaması çok mu zor?

springoss dedi ki...

Crazy Woman, kesinlikle haklısın, ben zaten çok mutluyum yaşımdan ve 20'li yaşların iğrenç telaşlarının bitmiş olmasından.

Lacrymosa, herkesin kendine göre planları, amaçları var, kimilerinin de hayalleri var. Eğer aşka inanan bir insan isen zaten planlı programlı yaşamana imkan yok. Boşver kim ne derse dersin. Sen gönlünün sana söylediğinden şaşma. Yaşanması gereken neyse gelsin seni bulsun. Tabiki bazı şeyleri 30'undan önce yapabilmiş olmak da güzeldir. Ama sırf bunları yapmış olmak için yaptığında mutluluk bir yana dursun eziyetten başka birşey olmaz o hayat. Doğurduğun çocuk bir aşkın meyvesi olmadıktan sonra, sadece bir görev için dünyaya getirildiğinde, mutsuzluklar peşpeşe gelir. Dilerim ki, herkes gönlündekini, uygun zamanda, uygun şekilde yaşasın ve mutlu olsun. En önemlisi mutlu olmak, hayallere kavuşmak, yaşın bir önemi yok ;)