9 Mart 2013 Cumartesi

Köln'de Bir Haftasonu

Geçtiğimiz hafta Beyrut seyahatinin arkasından kısa süreli bir de Köln seyahatinin olacağından bahsetmiştim sanırım. Beyrut'la ilgili daha önce yazdığım için tekrar yazmaya gerek duymuyorum :) Fakat Köln'le ilgili bir iki satır da olsa yazmak isterim. 

Dediğim gibi yorucu bir haftanın ardından sadece haftasonu için gittim daha önce de gittiğim bu şehre. Genel olarak Almanya şehirlerini severim aslında ben. Vakit olsaydı trenle Berlin'e de gitmek istiyordum, ama olmadı. Daha önce gittiğim güzel şehirler olan Münich ve Frankfurt hakkında da yazmak kısmet olmamıştı. Bari Köln için yazayım. 

Köln Almanya'nın dördüncü büyük şehri. Ortasından Ren Nehri geçmekte olan şehrin 1 milyon civarında bir nüfusu mevcut. Almancı Türklerin de yoğun olarak yaşadığı bir şehir ayrıca. O yüzden gerek Türk Hava Yolları olsun gerek Pegasus olsun direk uçuş rahatlıkla bulabilirsiniz. Ya da hemen yanıbaşındaki şehir olan Düsseldorf'a daha fazla sayıda uçuş bulup, trenle Köln'e geçebilirsiniz. 

Köln Katedrali
Özellikle bahar ve yaz aylarında düzenlenen festival ve karnaval dönemlerinde şehir daha keyifli olsa gerek. Diğer zamanlarda ise birkaç şehir gezisiyle birleştirip bu şehre de uğranabilir. Örneğin Berlin ya da Hollanda'nın güzel şehri Amsterdam ile birleştirip bir tur yapılabilir. Zira tren ağı o kadar geniş ki, bu şehirlere birkaç saatlik yolculukla çok rahat ulaşabilirsiniz. Hatta Amsterdam'a direk gitmektense, daha uygun fiyatlı uçak bileti ile Köln ya da Düsseldorf'a uçup buralardan trenle Amsterdam'a geçmenizi öneririm. Hem ekstradan birkaç şehir daha görmüş olursunuz, hem de seyahatinizi daha ekonomik, daha keyifli hale getirebilirsiniz. Köln Hbf, şehrin ana tren garı ve buradan birçok yere tren bulabiliyorsunuz.

Köln'deki ana yapı, yapımı 1200'lü ve 1800'lü yıllar arasında yaklaşık 600 yıl kadar süren Köln Katedrali. Şehir tabelalarında ve işaretlerinde kısaca Dom olarak takip edebilirsiniz. Köln veya Düsseldorf havalimanından trenle geldiğinizde Köln Hbf de inerseniz eğer Dom sizi muazzam görüntüsüyle karşılıyor.

Eğer müze gezmeyi seviyorsanız katedralden çıkıp nehire doğru yürürken büyük bir müze göreceksiniz. Ben ekstra vaktim olmadığı sürece pek müze gezmeyi sevmediğim için uğramadım ama siz uğrayabilirsiniz:) Hava da güzel olduğu için köprü üzerinde hafif bir yürüyüş yapıp nehrin öbür tarafına geçmek ve güneşin keyfini çıkartmak bana daha cazip geldi. Köprü boyunca yürürken, köprünün kenarındaki tellerin tamamının resimde gördüğünüz gibi küçük kilitlerle kaplı olduğunu göreceksiniz. Sevgilisiyle, eşiyle birlikte isimlerini kilitlerin üzerine yazıp buraya asmış çiftler. Biz önceden düşünemediğimiz için hazırlıksız yakalandık, asamadık kilidimizi :) Siz giderseniz unutmayın bari. Köln'deki kilit koleksiyonuna sizinki de eklensin mutlaka:)

Köln'le ilgili aklıma gelen bir diğer şey ise tabi ki bira. Genel olarak Almanya denince akla bira gelir illa ki ama Köln denince daha bir farklı. Zira Köln'nün kendine özgü Kölsch adında bir birası var. Olur da giderseniz eğer, bira içmek istediğinizde bira istediğinizi değil, Kölsch istediğinizi söyleyin. Usul böyle:)

Başta da dediğim gibi, Türklerin çok yoğun olarak yaşadığı bir şehir Köln. Yolda yürürken sağınızdan solunuzdan geçen üç dört kişiden birinin Türkçe konuştuğunu duyduğunuzda heyecan yapmayın o yüzden. Otel ve restorant çalışanlarının da birçoğu Türk olduğundan derdinizi rahat rahat anlatabilirsiniz.

Kısa bir tur sonrası aklıma gelenler bunlar. Bir gün sizin de yolunuz düşerse umarım yazdıklarım işinize yarar.

Sevgiler

Hiç yorum yok: