23 Mart 2014 Pazar

Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin

Bu yıl pek kış olmadı memlekette. Ne Batı'da ne Doğu'da. Öyle ki, dağlara bile doğru düzgün kar düşmedi. Belli ki iklimlerin de dengesi değişti artık. Zira burada biz kar yok yağış yok diye söylenirken, dünyanın bir tarafını sel fırtınaları, başka bir tarafını ise kar fırtınaları götürdü. Ama güzel ülkem adeta bir bahar havasında geçirdi kışı.

Her ne kadar kışımız bahar gibi geçmişse de bir başka olur bahar bayramı geldiğinde insanın içi. Kafasını çevirip çiçek açmaya başlayan ağaçları gördükçe heyecanlanır insan. 

Fakat bu yıl bu heyecan olmadı. En azından kendim adına bunu söyleyebilirim. İsmim bahar olduğu için her baharın gelişini aynı zamanda kendi doğumgünüm gibi düşünerek sevinmeme rağmen, ne bahar gibi geçen kışa ne de baharın gelişine sevinemedim bu yıl. Biraz içim açılsın diye, geçen yıl İlkbahar'da çektiğim fotoğraflardan birini paylaştım.


Öyle bir hale geldi ki güzel memleketim, dağlarına gelen baharı, güneşin coşkusunu içimize çekip yaşayamaz olduk. Baharın gelişini üzerimize çöken karanlık karşıladı bu yıl. Güneşin coşkusu, kırların yeşile dönüşü, ağaçların çiçek açışı, doğanın uyanışı  aydınlatamadı bu karanlığı.  İyice karardı içimiz, giderek daha da kararıyor yarın ne olacağımızı bilmiyor oluşumuzun verdiği belirsizlikle. 

Her karanlığın sonunda elbet bir aydınlık vardır, gecenin sonunda güneşin doğup sabah olması, gökyüzünün aydınlanması gibi. Ama o güneşin doğuşu henüz bize uzak gibi görünüyor. İşte bu beni ürkütüyor. Adeta savaş çıkartmak için uğraşan, gözünü iktidar hırsı ve kendinden olmayanlara karşı nefret bürümüş bir lider tarafından yönetilirken ülkem, ikiye bölündü gitti. Hem de sert çizgilerle bölündü. Öyle ki, iki tarafın da birbirine tahammülü, sevgisi, anlayışı kalmadı. Yani bir kibrit çakılsa iki taraf birbiriyle savaşacak sanki. İşte karanlık bu, korktuğum şey bu, içimi kemiren ve olmaması için, o kadar da karanlık olmaması için dua ettiğim şey bu. 

Analizlerini beğendiğim bikaç astrolog var (Kristin Demirci, Dinçer Güner, Didem Şarman), onların Türkiye ile ilgili analizlerini okuyorum sürekli ve hepsinin de ortak olarak söylediği şey, bizi daha da zorlu günlerin beklediği. Özet olarak aslında 2017 ye kadar Türkiye'ye ve dolayısı ile içinde yaşayan bizlere pek bir huzur yok gibi. 

Bu süreçte dileğim, kimsenin provokasyona gelmemesi. Zira bir kıvılcımla yer yerinden oynayabilir. Belli ki iktidardakilerin gözleri daha da kararacak, güç savaşı büyüyecek. Bizlerin mümkün olabildiğince sakin kalması gerekiyor. Savaş çığırtkanlığı atanlar varsın kendi içlerinde savaşsınlar. Biz izleyip dua edelim aydınlığa kavuşmak için.

Bir dileğim de her ne kadar imkansız gibi görünse de, kimsenin herhangi bir partiye veya gruba fanatiklikle bağlanmaması. Zira fanatizm, insanın gözünü kör, kulaklarını sağır eden bir olgu. Fanatizmin önüne geçebilecek yegane şey ise bilgi ve erdem. Bu da ancak daha çok okuyarak, daha çok öğrenerek, daha çok araştırarak, gözünü kulağını dört açıp dört bir yandan bilgiye ulaşarak ve düşünerek mümkün. 

Şu günlerde içinde bulunduğum ruh halini, tam olarak içimden aklımdan geçenleri John Lennon'un Imagine şarkısı çok güzel anlatıyor, o yüzden yazımı bitirirken bu şarkıyı paylaşmak istiyorum. Keşke artık hepimiz sussak, silahlar da sussa, sadece müzik konuşsa, şarkılar konuşsa... 


Aydınlık günlere kavuşmamız, doğanın uyanışını, baharın gelişini coşkuyla karşılayabilmemiz dileğiyle, sevgiler...

7 yorum:

lütfi mutluer dedi ki...

Ne güzel bie yazı olmuş, daha sık yazmalısınız diye düşünüyorum.

springoss dedi ki...

çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için

toprak dedi ki...

hislerimin tercümanı olmuşsun, yazı için teşekkürler ve duaların için benden de amin.

springoss dedi ki...

Teşekkürler benden...

CEREN DEREN dedi ki...

Dinçer Sümer i bende izlerim.Haklısın zor bir dönemden geçiyoruz daha 3 yıl gibi de sürecekmiş :)
ps:crazywomen olarak tanırsın beni.

springoss dedi ki...

aaa crazywoman nerelerdesin sen!

CEREN DEREN dedi ki...

Ben iyiyim canım sizleri özledikçe uğrayıp okuyorum :)