24 Şubat 2013 Pazar

Hangi Arada Geldi Bu Bahar?

Pazar gününün verdiği rehavetle birlikte önümde yoğun bir hafta beni bekliyor olmasına rağmen kahve keyfini bitirip de çalışmaya başlayamadım henüz. Bir yandan kahve keyfi derken bir yandan da takip ettiğim bloglardaki güncel yazılara göz gezdiriyorum. Bir baktım ki meğer birçok yere bahar gelmiş bile. Çayırlardan toplanan çiçeklerin resimleri paylaşılmış. 

Benimse henüz bahar havasında dışarı çıkmışlığım yok bu yıl. Zira ben her çıkmaya kalktığımda ya yağmur ya da kar yağıyor. Keşke şu resimdeki gibi suyun kenarında bir çayıra atabilsem şimdi kendimi. Boylu boyuna uzansam saatlerce. Bir yanda dağ havası, bir yanda çayır çimen çiçek kokusu. Bahar kokuları...


İstanbul'daki güneşin aldatıcı olduğunu düşündüm hep Şubat ayına girdiğimizden beri. Zira geçtiğimiz yıl bütün Şubat ayı boyunca sürekli kar yağıyordu neredeyse. Fakat bu yıl arada geçen birkaç soğuk gün haricinde İstanbul'da Şubat ayı gayet bahar havasında  geçti. Şimdi bir de baktım ki Şubat bitiyor zaten bu hafta. Hangi arada geldi, hangi arada bitti ve hangi arada ilkbahar geliyor aklım almıyor. Doğuda hala kar var halbu ki. Avrupa'da da öyle. Sevdiceğin olduğu yerde de...

Bu hafta iş sebebiyle önce Beyrut'a gideceğim, daha sonra da haftasonu için Almanya'nın Köln şehrine gideceğim. Hava durumuna internetten bakıp ona göre hazırlık yapayım dedim. Aradaki uçurum vahim. Zira Beyrut'ta bu hafta için gündüz 23 - 26 derece arasında değişen güneşli bir hava durumu gösteriyor. Köln içinse 0 - 5 derece arasında değişen, yağmurlu ve karlı bir hava durumu. Anlaşılan Beyrut için gömlek ağırlıklı, Köln için de kazak ağırlıklı bir valiz hazırlamak gerekecek.

Ne yalan söyliyim, Beyrut'a gitmek hiç içimden gelmiyor. Gözümde büyüyor adeta. Zaman ilerledikçe kuvvetlenen hislerim o taraflara gitmek sözkonusu olduğunda ayaklarımı bir adım geriye doğru çekiyor. Tabi birlikte olunan insanların, koşulların yaydığı enerjilerin de çok büyük etkisi var bu hislerin oluşmasında. Hava güzelmiş, baharmış bir önemi kalmıyor insan sevdikleriyle olmayınca. Neyse, siz baharın keyfini çıkara durun, ben yine yollara düşüyorum...


19 Şubat 2013 Salı

Yalnizlar Sahilinde

Evet yalnizlar rihtimindan esinlendim basligi yazarken. Hem dinlemesini hem de soylemesini cok severim bu sarkiyi. Bu arada ilk defa telefondan bloguma post girmeye calisiyorum. O yuzden turkce harflerim bile yok.

Nerden geldi aklima durup dururken bu yalnizlar sahili?

Sadece beni cok yakindan taniyan bir  iki kisi bilir. Ara sira, bazen musteri ziyaretinden donuste, bazen evde bunaldigimda, bazen kendimi resetlemek istedigimde evimden cok uzak olmayan sahil kenarina gelir, arabami parkederim. Hava soguksa arabanin icinde oturup denizi, adalari seyrederim oylece. Hatta bazen uyuyakalabilirim bile. Hava guzelse de yururum. Uzun yillardir yaparim bunu. Ama kimselere demem. Benim yalnizligimla en rahat bulustugum ve huzur buldugum yer burasi. Belki evime yakin bir orman olsaydi, orayi mekan bellerdim kendime kimbilir.

Bugun yine is donusu icim de bulanikken hazir, bi ugrayayim mekanima dedim. Denizi seyrediyorum su anda. Ama itiraf etmem lazim ki telefondan yazi yazmak bana gore degil. Cok zor. 

Biraz yuruyeyim dedim, havanin ilimanligina aldandim ama ruzgar varmis meger, biraz yurudukten sonra farkettim. Tam o esnada bir de kedicik takildi pesime. gri bir tekir(keske fotografini cekseydim). Kedi basladi beni takip etmeye. Zipir zipir. Kedi mamalari arabamin bagajinda duruyor. O yuzden dondum geriye dogru yurumeye basladim. Kedicik de takip etti tabi. Bakan herkes bir laf atti illaki. Karisiyla yuruyus yapan amca "bak hanim kizimiz kedisini gezdiriyor" dedi mesela. Halbuki kendi kedimi buraya getirsem kacmadigi delik kalmaz, takip etmek bir yana dursun. En guzel lafi ise kayaliklarin uzerinde tek basina mangal yakan bi abi soyledi "her yalnizin bir arkadasi vardir abla". 

Dogru soze ne denir... Benim yalniz anlarimin, yalnizliklarimin en yakin arkadaslari hep bu kediler oldu. Evimde, bahcemde, yolda, sokakta, her zaman her yerde en cok onlar yanimda. Meleklerim onlar benim, nereye gitsem takip ediyorlar.

Bu kedicik beni arabaya kadar takip etti.  Ama ben daha mamasini veremeden arkadaslari cagirdi kacti gitti. Megerse ileride baska bir yerde mama koymus birileri toplasmislar onu yiyorlar. Neyse, bir obek mama da ben koydum. Afiyet olsun meleklere. Ama kimbilir geceleri ne yapiyorlar, nasil yatip uyuyorlar bu ruzgarin ortasinda. Kayaliklarin uzerinde kutular filan var, iclerine girip saklansinlar diye ama yine de yetmiyor ki. İcim sizliyor su hayvanlara. Ama elimden de daha fazlasi gelmiyor. Simdilik en azindan.

Bu sahilin bir ozelligi de, yalniz basiniza yuruyorsaniz veya arabanin icinde bile oturuyor olsaniz, etraftakilerin dikkatini ceker mutlaka ve izlerler sizi. Belki siz de onlari izlersiniz arada. Karsidaki bankta oturmus hararetli hararetli telefonda konusan amca kimbilir kimle hangi davasini konusuyor? Aksamin sogugunda yuruyuse cikmis iki teyze sıcacik evinden kendini sokaga atacak enerjiyi nerden buluyor? Yandaki minibusun icinde sevisip koklasan cift benden rahatsiz oluyor mudur acaba?(hatta rahatsiz olmasinlar diye ozellikle onume bakiyorum kafami cevirmeden)....gibi bircok sey gelip gecebilir insanin aklindan.

Iste yalnizlar sahilinden manzaralar bunlar. Onumde cimenlik, biraz arkasinda kayaliklar, sonra deniz, karsi kiyida adalar, sag tarafimda sevisen bir cift, sol tarafimda yuruyen teyzeler. Biraz otede mangal yakmaya calisan abi. Ve her ordan oraya kosup ziplayan kediler. Seviyorum ben burayi...

14 Şubat 2013 Perşembe

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun

Her ne kadar saçma bir gün olursa olsun, belki de sevgisini pek sık dile getirmeyen insanlara sevgilerini, sevgililerini hatırlayıp, küçük bir öpücük kondurması ve seni seviyorum demesi için bir fırsat olarak değerlendirebilir bu gün.

Sevgililer derken, sevgili, eş, dost, anne, baba, kedi, köpek...kimi sevgili gibi yakın görüyorsa insan, onu düşünebilir. Ben sabah uyanır uyanmaz sağ tarafımda yatan kedimin sevgililer gününü kutladım mesela:) Sonra sevdiceğimin, sonra annemle kutlaştık. Sonra da birkaç dostumla. Sevgi gibi bir duyguyu paylaşmaktan daha güzel ne olabilir ki. Bunun için de her fırsatı, her günü değerlendirmek lazım.

Hediye alınmasını gerek görmüyorum bu günde. Ama malum Türk erkekleri zaten öyle sık sık çiçek alan insanlar değil(alanlara sözüm yok) o yüzden en azından bu günü fırsat bilip sevdiklerini ellerinde bir çiçekle karşılayabilirler. 63 yaşındaki babam bunu yapabiliyorsa, genç delikanlıların bir bahane uydurmaması lazım sanırım. 

Günün anlam ve önemine istinaden gençlik yıllarımdan bir şarkıyı paylaşmak istiyorum. Sevgi gibi yeryüzündeki en yüce duyguyu birbirleriyle paylaşmasını bilen tüm sevgililer için olsun bu şarkı. En çok da uzaklardaki sevgili için...


Sevgiler...