26 Ağustos 2013 Pazartesi

Bu Yaz da Böyle Geçti

Ne zaman, hangi arada geldi bu yaz demedim bu yıl. Çünkü biliyorum ne zaman başladığını. Yazın ilk günleriydi kendimizi can havliyle sokaklara atıığımız, özgürlük için haykırdığımız günler. 5 can hayata veda etti işte o günlerde...

Sonra zaten yazın ortasına geldik. Ülkenin dört bir yanında ihtişamlı iftar partilerinin düzenlendiği günler. Ramazan ayının asıl vesile olması gereken maneviyattan uzak, sadece gösteriş üzerine kurulu organizasyonlarla geçen günler. 

Sonra derken Mısır ayağa kalktı. Özgürlüklere müdahale eden bir iktidara isyan etmek için halk sokağa çıktı. Asker iktidara "kalk yerinden" dedi. İktidar yerinden kalkmayınca da yönetime el koydu, yani darbe yaptı. Özgürlük isteyen Mısır halkı askerden medet umdu, darbeyi havai fişekleriyle kutladı. Sonra derken bu sefer asker diğer tarafın özgürlüğüne el koydu. Sonra dozunu iyice artırdı ve katletmeye başladı. Hala da katlediyor...

Bayram'da, yani 20 gün önce Lübnan'da THY pilotları kaçırıldı. Hala ses yok. Bakanlar dedi ki, yerini tespit etmişiz, her şey yolundaymış. Her şey yolunda ama pilotlar geri dönmüyor. Tatil yapıyorlar zaar...

Bir yanda Suriye, bir yanda Mısır, bir yanda kendi içimizdeki problemler derken her günümüz siyaset oldu. Artık doğru düzgün iki çift laf edemez olduk. Zira her gün gördüğümüz, duyduğumuz şey, savaş, katliam...tek bir iyi haber yok...

Tüm bunlar olurken de artık tamamen ikiye bölündük. "Dinciler" ve "Laikler" olarak. Artık "Dinci" demenin "dindar" demek anlamına gelmediğini de anladı birçoğu. Anlamayanlar da var elbet, yavaş yavaş öğreniyorlar, anlayanlar anlamayanlara anlatıyor, anlatmaya çalışıyor...ama hızla bölünüyor. Artık bir tarafın diğer tarafa tahammülü neredeyse hiç yok. İki taraf da birbirinden adeta nefret ediyor. Sonu ne olur? Onu bir tek Allah biliyor sanırım...

İşte öyle böyle derken koskoca yaz geldi geçti bitti (bitmesine birkaç gün kaldı en azından). Uğurlar olsun şimdiden kendisine. Sonbaharımız yazımızı aratmasın inşallah.

Hiç yorum yok: